SEN SEN SEN…….
Her şey sende gizli;
yerin seni çektigi kadar ağırsın,
kanatların çırpındığı kadar hafif…
kalbinin attığı kadar canlısın,
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin,
nefret ettiklerin kadar kötü…
ne renk olursa olsun kaşın gözün,
karşındakinin gördüğüdür rengin!
yaşadıklarını kár sayma;
yaşadığın kadar yakınsın sonuna.
ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün…
gülebildiğin kadar mutlusun,
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin…
sakın bitti sanma her şeyi,sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğusundadır doğanın sana verdiği değer
ve karsindakine değer verdigin kadar insansın!
bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansin.
ay ışığındadır sevilene duyulan hasret,
ve sevdiğine hasret kaldığın kadar ona yakınsın…
unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak…
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat, işte budur yaşamak!
bunu hatırladığın kadar yaşarsın,
unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun!..
çiçek sulandığı kadar güzeldir,
kuşlar ötebildiği kadar sevimli…
bebek ağladığı kadar bebektir,
ve herşeyi oğrendiğin kadar bilirsin…
bunu da oğren , sevdiğin kadar sevilirsin!..
B. Nabi KILIÇOĞLU (1931-….): Nüfus kağıdında adı, Bakır Bayboğa olarak geçen B. Nabi Kılıçoğlu, Urfa’da doğdu. Ortaöğrenim gördü. B Daha çocuk yaşta Edebiyat’a gönül verdi. Durmadan, dinlenmeden okudu. Edebiyata olan aşırı ilgisi nedeniyle, arkadaşları arasında ona NABİ deniyordu. Aile lakabı olan Kılıçoğlu imzasını kullanan B. Nabi Kılıçoğlu ilk şiirlerini 1948’de yazmaya başlamış ve o dönemde yayınlanan “Yeni Sabah” gazetesinin edebiyat sayfasında yayınlanmıştır. 1950 ve sonraki yıllarda yazı ve şiirleri Urfa’da yayınlanan Yenilik, Akgün, Feryat ve Derya gazetelerinde yayınlandı. 1960 – 65 yılları arasında ise Hilal ve Türkyurdu dergilerinde şiirleri yayınlandı.
Nabi evli olup dört çocuk babasıdır. 1985 yılında Tekirdağ’da Tarım Kredi Kooperatifi müdürü iken emekli oldu.
VE AŞK
Gülşende har vardır sade gül değil
Gariplik bu halin kahir işinden
Gül için verdiği bir gönül değil
Anla ki bülbülü can verişinden
Bakarsın o, cilve naz veda eder
Yerini gam alır haz veda eder
Açmadan soldurur o gülü hazan
Bahara doymadan yaz veda eder.
HÜSRAN
Ben böyle bakıp durmayacaktım, dili bağlı,
İslam’ı uyandırmak için haykıracaktım.
Gür hisli, gür imanlı beyinler coşar ancak,
Ben zaten uzunboylu düşünmekten uzaktım!
Haykır! ‘Kime, lâkin? Hani sâhibleri yurdun?
Ellerdi yatanlar, sağa baktım, sola baktım;
Feryâdımı artık boğarak, naş’ını tuttum,
Bin parça edip şi’rime gömdüm de bıraktım.
Seller gibi vâdîyi enînim saracakken,
Hiç çağlamadan, gizli inen yaş gibi aktım.
Yoktur elemimden şu sağır kubbede bir iz;
İnler ‘Safahat’ımdaki hüsran bile sessiz!
İstanbul, Teşrinievvel 1335 (1919)
Hosgeldiniz Türkçe Blog - Ücretsiz Blog Hizmeti.Bu sizin ilk yaziniz.Degistirmek icin admin panelinize giris yapiniz.